Teşkilatın İki Silahşörü : Soner Yalçın
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumları ile birlikte Osmanlı Devletinin devamı olduğunu gösteren tarihi polisiye tadında bir kitap.
Tarihi bilgilerin inandırıcılığı tatmin edici olmasada akıcı anlatım kitabı okunur kılmış.
Ayrıntılı bilgi için http://www.netkitap.com/m_ayrinti.asp?id=26840
Kitabın Arka Kapağından: ” ‘Soner Bey beni arıyormuşsunuz!’
Tanışmamız telefonda bu cümleyle başladı.
Tarih 16 haziran 1999.”
Torun “Yakub Cemil” yurtdışında katıldığı silahlı operasyonları ve dedesi, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin ünlü fedaisi Yakub Cemil’le benzerliklerini anlattı…
“30 Ekim 1984. İstanbul Ã?ınar Oteli’ndeyiz.
Odada, subaylıktan ayrılma Yılmaz ve MİT’ten emekli Mehmet Ali Ağabey de var. Bir de ‘Akrep!’ Planı ezberlekdik. Birer gün arayla inecektik Atina’ya…”
“Kelle alana, yani tetiği çekene biz ‘Teğ-Men’ veya ‘Ã?iftçi’ derdik. Bu şifreler bize, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin silahlı müfrezesi Teşkilatı Mahsusa’dan mirastır. Teşkilatı Mahsusa’nın baş harfleri, ‘T’ ve ‘M’ nedeniyle ‘Teğ-Men’ şifresini kullanıyorduk. ‘Ã?iftçi’de, bu özel örgütün amblemindeki ‘çift ay’dan kaynaklanıyordu….”
“Beyrut benim ilk işimdi.
Sıcak ete ilk orada sıktım…”
“1983 yılının 15 nisanı.
İki komportıman çalışacağız. 1-2-3 ve 4-5-6.
Ben 4′üm!
Liége-Brüksel ve Rotterdam–Abnham hattı bizimdi…”
“Operasyondan sonra elerimizi kolonyalı mendillerle sildik. Paris-Orly Havaalanı yolunda otomobil değiştirdik, dörtlülerini yakmış bir diğer taksiye bindik…”
“PKK’lı Abdullah Ã?calan’la da, MLSPB’li şemsi Ã?zkan’la da aynı okulda okudum…”
“1979 yılının bir mart günü Ankara’dan ayrıldım. İzmir yakınlarında Amerikalılardan kalma bir yerde aylarca eğitim gördüm, gerilla gibi yetiştirildim.”
“Bu kavgada bizim iki sadık dostumuz vardı: biri hayat, diğeri ölüm!..”
Sistemler, rejimler değişti, teşkilat hep aynı kaldı.
Fedaileri dün Dede Yakub Cemil’di, bugün Torun “Yakub Cemil.”
İki Silahşorun Gerçek Yaşamöyküsü…
kardes guzel yazmissin eline yuregine saglik helal olsun dogru soze nedir ki benim yaptigim gibi tebrik edilir…
SEVİNDİK ÇAY EVİ
KEMAH’LILARIN ÇAY SEVGİSİ
Kemah’lı Değirmenci Halil Ağa’nın eşi Efsane Kahraman Aziz Ağa’nın annesi
Hanım Ağa Kemah’ıların Çayı neden bu kadar çok sevdiklerini şöyle anlatmış;
Çayın alt demliği, suyun devamlı kaynayıp durduğu kap evin kaynanasıdır.
Üst, küçük demlik evdeki gelindir.
Alt demlik kaynadıkça o olgunlaşır,demlenir.
Gelinin kocası ise bardaktır.Biraz gelin doldurur birazda kocanın anası.
Çocuklar Çayın şekeridirler.Tad verirler.
Görümce ise Çay kaşığıdır.Arada bir gelir ve karıştırır gider.
Kaynataya gelince o da bardak altıdır, dökülenleri bir araya toplar.
NOT.Bu Kitapta geçen Karakin Pastırmacıyanı öldüren AZİZ AĞA nın torunuyum.Bu çay şiirini ben yazdım ve türkiyenin gündemine girdi.saygılarınmla
kitap türkiye de bir dönem yaşanan gerçek olayları anlatması bakımından gerçekten çok güzel hatta şu an MİT’in de yapmak istediği gibi bir istihbarat sisteminden bahsediyor yani operasyonel tarzda olan Türk istihbaratını anlatıyor bence MİT şu an bu potansiyele sahip olmak için diğer istihbarat teşkilatlarını değilde kendi geçmişimiz de olanları ele almalıdır…