Şâh-ı Cihan Fatih Sultan Mehmed Han – Ahmet Çoşkun
Bilemiyorum ismimi aldığım için mi, ama Fatih Sultan Mehmet ile ilgili bir çok kitap okdum. Kitapçıda görünce dayanamıyorum alıyorum. Genel hatları ile Fatih Sultan Mehmet’i anlatan güzel ayrıntılar içeren bir eser.
Bir yerdeki tespit çok hoşuma gitti sizlerle paylaşayım. Namık Kemal’in bir tespiti aslında bu
“Galibiyetlerini Fatih ünvanını alacak kadar çoğalttığı halde ne şarkta ne de garpta, devleti tabii hududunun dışına çıkarmadı. Mesela Avrupa’da Eflak ve Boğdan’ı ve belki de Macaristan’ı ve Asya’da İran’ı ve hatta Azerbeycan’ı kendi topraklarına katması, çok az bir himmet ile mümkün iken İşkodra kalesi ile senelerce uğraştı da onlara hiç yönelmedi. Çünkü İşkodra’nın fethi Devlet-i Aliye’nin hududu için elzem, ötekilerin zaptı ise o zaman kuvvete göre zararlı idi”
Ne kadar büyük olursan ol , yerini ve konumu iyi bilmektir bu.
Fatih Sultan Mehmet Han atacağı tüm adımları hesaplayan ve ona göre atan mükemmel bir padişah idi. Kazanılmış hiç bir başarı tesadüf değildir. Bir çağı açıp kapatmak o kadar kolay bir iş değildir. Gerek tarih kitapları olsun ve gerekse genel kanı olsun bu işlerin kolaylıkla olduğu hissini veriyor insana, ama hiç o kadar kolay olmadığı besbelli.
Kitap’ın arka kağından;
Dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük komutan, lider ve devlet adamlarından çağ fatihi ve ufuklar hâkimi büyük Sultan’ı, zamana bir tuğra gibi nakşeden, ondaki yüksek idealdir. Bu idealin hedefi Sevgili Peygamberimizin -aleyhisselam- müjdesine kavuşma isteğidir.
Fatih Sultan Mehmed Han, bu rüyasını bir emsalsiz azimle tahakkuk ettirmiştir: “Ya İstanbul beni alacak ya da ben İstanbul’u alacağım!”
Bir müjde…
Bir ideal…
Bir azim…
Ve cihana payitaht olan İstanbul.
Tarihi tanımak, bugünü keşfetmek, yarını kuşatmaktır. Şâh-ı Cihan kitabı, bu yolda bir nebze pay sahibi olursa kendimizi bahtiyar sayacağız.
***
Doğu ve batı dillerini çok iyi bilen Fatih, aynı zamanda birçok bilim dalında da kendini yetiştirmiştir. İlime ve ilim adamına büyük değer vermiş, ilim adamlarını himaye etmekten büyük haz almıştır. Onun zamanında Osmanlı ülkesi tam bir bilim yuvası haline gelmiştir.
Bu eserde, tarih sahnesinde çok mümtaz bir yeri olan Fatih Sultan Mehmed Han’ın “Fatih” olmasına şahit olacak; bu idealist Hakanın uykusuz gecelerinde ona arkadaşlık edeceksiniz. Bizans Surlarının önünde, bazen onun dualarına eşlik edecek, şiirleriyle tanışacak, at üstünde geçen elli yıllık bir ömrün azmine, iradesine, hayran kalacaksınız.
Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Dönme olupta devlete büyük hizmetlerde bulunan paşalarda vardı. Ancak arada devleti çökertecek büyüklükteki ihanetler devletin bu konuda duyarlı olmasını gerekli görüp devlette Müslüman Türklerin söz sahibi olmasını zorunlu kılıp risk almayarak bu işe kapıları kapatsalardı Fatihin dünyayı ele geçirme planları tıkır tıkır işleyecek Osmanlı halen dünyanın en büyük devletlerinden biri olacaktı.
Fatih gerçekten büyük bir hükümdardı.Çok büyük hesapları ve ideallari vardı. Ancak Osmanlı imparatorluğu, artık Müslüman, Hıristiyan ve Yahudilerden oluşan bir devletti. Hıristiyan ve Yahudilerin sözde müslüman olup devlette önemli görevlere gelmesi devletin çöküş sürecinide başlatmıştır. Mesela Fatih döneminde Rum Mehmet Paşanın müslüman Anadoludaki fetihlerde katliam yapması, Dönme Yakup Paşanın Yahudi dönmelerini saraya doldurması, Papayla Osmanlı aleyhine bağlantı kurup Fatihin şehadetinde parmağı olması bu dönemin önemli olaylarıdır. Fatihten sonraki birkaç önemli dönme ihanetini sayıyorum. Mesela Hürrem Rus dönmesi idi. Kanuni Sultan Süleymanın hanımı idi. Rusların bu dönemde Kazan ve Astarhan hanlığını işgal girişimleri sırasında Osmanlıdan istenen gelin bizi kurtarın şeklindeki yardım Hürrem tarafından endellendi. Buralar işgal edildi. Ruslara sonradan yapılan seferler para etmedi.
1571 de İnebahtı deniz savaşında Osmanlı kara kuvvetleriyle deniz savaşı yaptı. Savaşta İtalyan dönmesi Uluç Alinin kuvvetleri hariç donanmamız perişan oldu. Bu yenilgide kendi kuvvetleri zarar görmeyen Ali Paşanın payı yokmuydu. 1593 1606 dönemi Avusturya ile ArnavutYemişçi Hasan Paşanın düşmanla savaşta isteksiz olması, Kanijeye yardım etmemesi, ihanetleri görülüp idam edilmesi. 1683 te Viyana kuşatmasında tatarların ve arnavut paşaların kuvvetlerinin savaşta ihanet etmelerinden sebep bozgun yaşanması. 1730 larda Humbaracı paşanın ve beraberindeki 300 subayın Osmanlı hizmetine girip müslüman bile olmamaları. 1770 de Çeşme Savaşı sonrasında uyarılara rağmen Hüsamettin? Paşanın donanmamızı Ruslara yaktırması. Kendisinin bu işten zarar görmemesi. Kartal Savaşında Tatarların Rusların yanında savaşması. Ertesi yıl Kırımın Osmanlıyla yollarını ayırması. 1800 lerde Bayburt kökenli (Bayburtta o yıllarda çok sayıda Ermeni vardı) Selanik Kavalalı Mehmet Ali Paşanın ilk fırsatta isyan edip Mısırda başına buyruk hareket etmedi. Her fırsatta Osmanlıya ihanet eden dönme paşaların sürekli olarak devlete ayaklanmaları, 1878 Osmanlı Rus savaşında Valinin Edirneyi savunmak yerine cephaneliğin ateşe verilmesi. Balkan Savaşlarında Yanyanın 35000 kişilik kuvvetiyle savaşmadan Yunana teslim olması. Ermeni ihanetleri. Birinci Dünya savaşı yıllarındaki dönme ihanetleri devletin çöküşünü hızlandırmıştır. Fatih devlet yönetiminde Müslüman Türk halkını önemli görevlere getirip dönmelerin devlette önemli görevlere gelmesini engelleyen kanunlar çıkarmalıydı. Çünkü Müslüman olduk yalanıyla devlette her alanda önemli görevlere gelen dönmeler Osmanlıya her alanda ihanet ettiler. Hıristiyan Avrupayla işbirliği yapıp Osmanlının çöküş zeminini hazırladılar.
bilgi için sağol
Fatih Sulatan Mehmed Han’dan sonra Osmanlıya aksiyoner bir padişah daha gelmemiştir. Aslen Osmanlının Çöküşü söylenildiği gibi duraklama döneminde başlamamış Fatih’in ölümünden sonra başlamıştır.
Bence bu doğru değil. Tarihi değerlendirirken şimdiye göre değil o zamanın şartlarına göre değerlendirmek lazım bence
blgi için saol
öbür dünyada ecdadın yüzüne nasıl bakıcaz. Utanıyorum…
[...] Şâh-ı Cihan Fatih Sultan Mehmed Han – Ahmet Çoşkun Fatih Sultan Mehmed hakkında çok güzel bir kitap [...]