Kitaplar için arşiv
Futbol ve Küreselleşme – Pascal Boniface
Mart 26th, 2009 • 2 yorum Kitaplar
Etiketler: futbol, futbol-anlayışı, küreşelleşme
Bir oyun olarak gördüğümüz futbol’un ne kadar dikkate değer bir olgu olduğunu anlamamıza yarayan güzel bir kitap. Ben futbol için çok fazla para harcandığını düşünüyorum açıkçası, bu paralar ile neler yapılmaz ki. Bende seviyorum futbolu ilgili ile izliyorum, ama bu kadar paralar bence çok fazla. Futbol bir afyon mudur? Bence ciddi şekilde tartışılır.
Kitaptan: Yazara göre, günümüzde futboldan daha küresel bir olgu yok. “Futbol İmparatorluğu” ne sınır tanır, ne de engel. Roma İmparatorluğu, Şarlken’in imparatorluğu, Moğol imparatorluğu ve Napolyon’un imparatorluğu gibi devasa imparatorluklar bile tüm dünyaya egemen olmaktan çok uzaktaydı; dünyanın büyük bir kısmı bu imparatorlukların egemenlikleri dışındaydı.
Tüm dünyaya hükmedebilmiş ilk imparatorluk ise ABD, ama futbol bu imparatorluğu da etki alanı ve popülerlik açısından kat be kat geride bırakmış durumda. Futbolun otoritesi çok daha eksiksiz ve sağlamdır, çünkü barışçıldır, futbolun benimsenmesinde zorlama ve dayatma yoktur; futbol dünyayı barışçı yollardan fethetmiştir. Futbol imparatorluğu üstünde güneş hiç batmaz. Futbol böylece küreselleşmenin de simgesi olmuştur.
Futbol demokrasiden de, piyasa ekonomisinden de, hatta internetten de çok daha önce ve yaygın bir biçimde küreselleşmiştir.
Liverpool’un eski teknik direktörlerinden Bill Shankly ise şöyle diyordu: “Futbol bir ölüm kalım meselesi değildir. Daha da önemlidir!” Evet, futbol gerçekten de hem kitlelerle hem de elit çevrelerle ilişkisi olan bir spor olmaktan ibaret değil, aynı zamanda “küresel bir tutku”. Futbol, herkesin anladığı, bölgesel, ulusal farklılıkları ve kuşak farklılıklarını aşan bir spor.
Sporla ilgili çok sayıda sosyolojik ve ekonomik araştırma yapılmasına rağmen futbolun jeostratejik özellikleri hakkında bir çalışmaya rastlamak güçtür. İşte elinizdeki kitap bu boşluğu doldurmayı amaçlıyor..
Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Şâh-ı Cihan Fatih Sultan Mehmed Han – Ahmet Çoşkun
Şubat 8th, 2009 • 8 yorum Kitaplar
Etiketler: bibliyografi, Fatih-Sultan-Mehmet, Fetih, İstanbul, osmanlı, Padişah
Bilemiyorum ismimi aldığım için mi, ama Fatih Sultan Mehmet ile ilgili bir çok kitap okdum. Kitapçıda görünce dayanamıyorum alıyorum. Genel hatları ile Fatih Sultan Mehmet’i anlatan güzel ayrıntılar içeren bir eser.
Bir yerdeki tespit çok hoşuma gitti sizlerle paylaşayım. Namık Kemal’in bir tespiti aslında bu
“Galibiyetlerini Fatih ünvanını alacak kadar çoğalttığı halde ne şarkta ne de garpta, devleti tabii hududunun dışına çıkarmadı. Mesela Avrupa’da Eflak ve Boğdan’ı ve belki de Macaristan’ı ve Asya’da İran’ı ve hatta Azerbeycan’ı kendi topraklarına katması, çok az bir himmet ile mümkün iken İşkodra kalesi ile senelerce uğraştı da onlara hiç yönelmedi. Çünkü İşkodra’nın fethi Devlet-i Aliye’nin hududu için elzem, ötekilerin zaptı ise o zaman kuvvete göre zararlı idi”
Ne kadar büyük olursan ol , yerini ve konumu iyi bilmektir bu.
Fatih Sultan Mehmet Han atacağı tüm adımları hesaplayan ve ona göre atan mükemmel bir padişah idi. Kazanılmış hiç bir başarı tesadüf değildir. Bir çağı açıp kapatmak o kadar kolay bir iş değildir. Gerek tarih kitapları olsun ve gerekse genel kanı olsun bu işlerin kolaylıkla olduğu hissini veriyor insana, ama hiç o kadar kolay olmadığı besbelli.
Kitap’ın arka kağından;
Dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük komutan, lider ve devlet adamlarından çağ fatihi ve ufuklar hâkimi büyük Sultan’ı, zamana bir tuğra gibi nakşeden, ondaki yüksek idealdir. Bu idealin hedefi Sevgili Peygamberimizin -aleyhisselam- müjdesine kavuşma isteğidir.
Fatih Sultan Mehmed Han, bu rüyasını bir emsalsiz azimle tahakkuk ettirmiştir: “Ya İstanbul beni alacak ya da ben İstanbul’u alacağım!”
Bir müjde…
Bir ideal…
Bir azim…
Ve cihana payitaht olan İstanbul.
Tarihi tanımak, bugünü keşfetmek, yarını kuşatmaktır. Şâh-ı Cihan kitabı, bu yolda bir nebze pay sahibi olursa kendimizi bahtiyar sayacağız.
***
Doğu ve batı dillerini çok iyi bilen Fatih, aynı zamanda birçok bilim dalında da kendini yetiştirmiştir. İlime ve ilim adamına büyük değer vermiş, ilim adamlarını himaye etmekten büyük haz almıştır. Onun zamanında Osmanlı ülkesi tam bir bilim yuvası haline gelmiştir.
Bu eserde, tarih sahnesinde çok mümtaz bir yeri olan Fatih Sultan Mehmed Han’ın “Fatih” olmasına şahit olacak; bu idealist Hakanın uykusuz gecelerinde ona arkadaşlık edeceksiniz. Bizans Surlarının önünde, bazen onun dualarına eşlik edecek, şiirleriyle tanışacak, at üstünde geçen elli yıllık bir ömrün azmine, iradesine, hayran kalacaksınız.
Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Operasyon Ergenekon – Şamil Tayyar
Ocak 17th, 2009 • 5 yorum Kitaplar
Etiketler: darbe, derin-devlet, ergenekon, operasyon-ergenekon, susurluk, şamil-tayyar
Bu kitabı bir arkadaşımın önerisi ile okumaya başladım, genelde tarih okurum güncel meselelere dair pek kitap okumuyorum. Bu konuda şöyle bir durum var; Konu her ne kadar güncel görünsede aslında devlet gelenekleri açısından düşünüldüğünde gerek Türkiye Cumhuriyeti ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde benzer yapılanmalarında mevcut olduğunu görüyoruz. Yani bir bakıma tarih içeriyor.
Böyle bir yapılanmanın(devlet içinde devlet) mevcudiyetini bir çok kişi ve kurum kabul ediyor. Ancak bir çok kez kanıtlanamadığı için süreç devam ediyor. Bu sefer bu yapı çökertilebilir mi? Zor görünüyor. İtalya’nın Gladyo’yu bitirdiği gibi bizde kendi derin devletimizi bitirecekmiyiz bilemiyorum.
Konu derin ve ayrıntısı öğrenmek için zaman gerekiyor. Konu hakkında bir kaç kitap daha okumadan işin en azında geneli anlamak zor görünüyor.
Ayıntılı bilgi için tıklayınız
Kuleli 1919 – Şeref Tipi
Ocak 6th, 2009 • Kitaplar
Etiketler: 1919, Bursa Işıklar, cumhuriyet, İşgal-yılları, Kuleli, osmanlı, Şeref Tipi, Türkiye
Meleketimizin zor günlerinde nelerin olduğunu bizlere anlatan güzel bir hatıra kitabı. O günleri okudukça mevcut durmumuzun değerini daha iyi anlıyoruz. Kitap her ne kadar Kuleli diye anılsada, Bursa Işıklar lisesi ve Şeref Tipi’nin belli yaşlarda yazdığı günlük notlarını içeriyor.
Kitapta işgal yılları, okul hayatı, arkadaşlıklar, memletin hali farklı bir dilden anlıtılıyor. Güzel bir kitap.
Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Bir Fransız Yalanı – Georges-Marc Benamou
Aralık 27th, 2008 • 1 yorum Kitaplar
Etiketler: Cezayir Savaşı, Fransa, Harkiler, Soykırım
Fransızıların Cezayir’de yaptıklarını farklı bir şekilde el alan yazar bizlere yapılan soykırımı tüm açıklığı ile anlatıyor. Birçok belge ve araştırmaya dayanan kitap Cumhurbaşkanını danışmanı bir Fransız yazar tarafından yazılmış olmasıda farklı bir durum.
Türkiye’ye Ermeni sözde “soykırımı” konusunda en çok tavır koyan ve bu konuda yasa çıkaran, heykel diken Fransa’nın ve genel anlamda batının ne kadar sicilinin bozuk olduğunu gösteriyor. Biz zamanında devlet olarak tavrımızı koyamadığımız için şimdi sadece seyrediyoruz.
Kitapta yapılan toplu katliamların, entrikaların ve Fransız derin devletinin nasıl işlediğini bizlere anlatıyor.
Ancak bu konuda daha fazla fikir sahibi olmak için bir kaç kitap daha okumak şart. Tabi benim için
Kitabın arka kapağından: Bir Fransız Yalanı, ikiyüzlülükler, ırkçılık, soykırım ve
darbeler üzerine saati saatine kaydedilmiş bir tutanaktır.
Georges-Marc Benamou’nun bu detaylı, derin araştırması
ve soruşturması, Fransız tarihinin kara deliklerinden bir!
olan Cezayir Savaşı hakkında aydınlatıcı bir kaynaktır.
“Bu kitap doğduğum yerlere yapılmış bir seyahattir. Fransiz resmi
tarihinin efsaneleri ile gerçek tarihi, bir başka ifadeyle tarihçilerin
tarihini yüzleştirmek istedim. Ayrıca çocukluğumun aklımdan hiç
çıkmayan hatıralarını ve olayların aslını yansıtmak istedim.
Nitekim, bugüne kadar, Paris, devletin en tepe noktalan, ‘Fransız
ordusunun Cezayir’de yaptığı işkencelerden haberdar olunmadığım’
İddia etmeye devam etti…
Zavallı Fatma’lar! Cezayir Savaşı’nın sürdüğü yıllar boyunca,
terör vebasının gerçek kurbanı oldular. Yumuşak huylu, ağırbaşlı,
neşeli, kınalı, gönül okşayıcı zavaHı genç kadınlar; çocukluğumda
beni seven ilk kadıniar. En m saftaydılar, evet…”
Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Ziya Gökalp’in Tenkidi – Hüseyin Kazım Kadri
Ekim 7th, 2008 • Kitaplar
Etiketler: cumhuriyet, Hüseyin Kazım Kadri, milliyetçilik, ziya gökalp
Ziya Gökalp’in fikirleri Osmanlı’nın son zamanlarını ve Cumhuriyet Türkiye’sini etkiledi. Fransız ihtilalinin etkisi ile dünyada yayılan milliyetçilik akımına katılan Ziya Gökalp ve fikirleri birçok kişiyi etkilemiştir. Bu fikirlerin olumsuz yanlarını ve eksilerini anlatan birçok yazı yazıldı. Hüseyin Kazım Kadri’nin bu kitabıda aynı devirde yazılmış ciddi bir karşılıktır.
Bu kitabı okurken benim aklıma şu geliyor; yıkılan bir devletten çıkan insanlar memleketi düzeltmek ve yükseltmek için birçok fikir ve düşünce üretmişler. Kimisi eyleme geçirmiş kimisi geçirememiş. Ama böyle bir fikir ve düşünce üretimi şu anda mevcut değil. Zamanımız Türkiye’sinde bu kadar farklı görüşler ve fikirler üretilmiyor. Kısır siyasi çekişmeler içinde gerginliklerle zaman geçiyor.
Kitap biraz sıkıcı geldi bana, bunda eski kelimelerin çokluğu ve anlatımın yetersizliğinin etkisi olabilir.
Kitaptan aldığım bir kaç not;
- Cepheden kaçan bir asker zabitlere: Kayseri ovası benim neme elvermiyor, ki bu memleketleri müdafaa edeyim. Sözü manidardır.
- Dilenci sızlanarak senden bir şey isterse ver,
yoksa bir zalim gelir zorla alır. – Şeyh- ecell sa’di-i Şirazi
- Birçok yerde bahsettik ki Türkiye’nin en büyük derdi cahilliktir. Arapları “cehalet devası ölüm olan bir hastalıktır” sözleri meşhurdur. İşte Türk’ün en büyük derdi cehalettir, ne zaman bu cehalette kurtulur ise o zaman kendini ve dünyayı kurtarır.
Kitap’tan; Ziya Gökalp, çağdaş Türk düşüncesi yelpazesinde kayda değer bir yere sahip olmasına rağmen önemi ve etkileri ölçüsünde tenkit çalışmalarının konusu olmamıştır. Özellikle II. Meşrutiyet devrinin güçlü ve canlı fikir-siyaset ortamında böyle ciddi bir eksikliği ilk bakışta anlamak kolay değilse de Gökalp’in İttihat ve Terakki ile olan doğrudan bağları ve kendi muhalifleri karşısında aldığı pasif ve dolaylı tavır bu eksikliği anlamamızı kısmen mümkün kılar.
Elinizdeki kitapla Türk kültür hayatına kazandırılan Hüseyin Kazım Kadri’nin tenkitleri, “Türkçülügün esasları” çerçevesinde de olsa bu konuda bir boşluğu dolduracak özelliklere sahip olması açısından önemlidir.
Satın almak için tıklayınız.